loader image

İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU

İş hukuku, işçi ve işveren arasındaki hizmet ilişkisini düzenleyen, toplumsal barışın sağlanması ve çalışma hayatının standartlara bağlanması açısından kritik bir hukuk dalıdır. Bu alan, temelini 4857 sayılı İş Kanunu’ndan alır ve zayıf taraf olduğu kabul edilen işçinin korunması ilkesini esas alır. Bir iş ilişkisi, iş sözleşmesinin imzalanmasıyla başlar; ancak kanun gereği yazılı bir sözleşme olmasa dahi fiili çalışma olgusu işçi lehine haklar doğurur. İş hukukunda en yaygın uyuşmazlık konuları; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücretleri ve yıllık ücretli izin alacaklarıdır. İşçinin, belirsiz süreli bir iş sözleşmesiyle en az bir yıl çalıştıktan sonra işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın işten çıkarılması durumunda kıdem tazminatı hakkı doğar.

İş sözleşmesinin feshi süreci, hukuki uyuşmazlıkların en yoğun yaşandığı evredir. İşveren, feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat etmekle yükümlüdür. Eğer işçi, geçerli bir neden sunulmadan işten çıkarıldığını düşünüyorsa ve iş yerinde otuz veya daha fazla işçi çalışıyorsa, işe iade davası açma hakkına sahiptir. Ancak dava açmadan önce, güncel mevzuat uyarınca arabuluculuk sürecine başvurmak zorunlu bir dava şartıdır. Arabuluculuk aşamasında taraflar uzlaşamazsa, iş mahkemeleri nezdinde yargılama başlar. Bu süreçte işçinin işe geri alınması veya işe başlatılmaması durumunda ödenecek tazminat miktarları hakim tarafından belirlenir. İş hukukunda ispat yükü genellikle işverendedir; özellikle ücret ödemeleri, bordrolar ve çalışma saatlerine ilişkin kayıtların tutulması işverenin sorumluluğundadır.

Sosyal güvenlik hukuku ise, bireylerin yaşlılık, malullük, iş kazası veya meslek hastalığı gibi durumlarda gelir kayıplarının önlenmesini sağlayan bir güvence sistemidir. İş kazaları, iş hukukunun en teknik ve sonuçları itibarıyla en ağır konularından biridir. Bir kazanın iş kazası sayılabilmesi için illiyet bağının kurulması ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirim yapılması gerekir. İş kazası sonucunda oluşan bedensel zararlar için maddi ve manevi tazminat davaları açılabilirken, sigortalılık başlangıcının tespiti veya hizmet tespit davaları da işçilerin emeklilik haklarını korumak adına sıklıkla başvurulan yollardır. İş ve sosyal güvenlik hukuku, sürekli güncellenen yönetmelikler ve Yargıtay içtihatları ile dinamik bir yapıya sahiptir; bu nedenle hak arama süreçlerinde yasal sürelerin ve usul kurallarının takibi hayati önem taşır.

×

Merhaba! Randevu ve diğer talepleriniz için iletişime geçebilirsiniz.

× Whatsapp Destek